Kadınların çocuk bakımı, ev işleri ve ailede bakıma ihtiyaç duyan kişilerin sorumluluğunu erkeklere kıyasla daha fazla üstlenmesi, çalışma hayatındaki fırsat eşitsizliğini derinleştiriyor. Üstelik bu yük yalnızca yemek yapmak, temizlik veya çocuklarla ilgilenmek gibi fiziksel işlerden oluşmuyor.
Evdeki ihtiyaçları önceden düşünmek, randevuları takip etmek, alışverişi planlamak ve aile içindeki sorumlulukları organize etmek de kadınların omuzlarındaki görünmeyen iş yükünün bir parçasını oluşturuyor. Bakım emeği ve zihinsel iş yükünün kadınların kariyerlerine etkisini ele alan Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, ilk şirketlerin katılımıyla uygulama dönemine geçti.
Özyeğin Üniversitesi yürütücülüğünde, TÜSİAD iş birliğiyle kurulan Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, kadınların bakım sorumlulukları nedeniyle iş hayatından uzaklaşmasının, terfi fırsatlarını kaçırmasının ve kariyerinde ilerlemekte zorlanmasının önüne geçmeyi hedefliyor. Fiba Grubu’nun ana destekçiliğini üstlendiği ağ kapsamında şirketler, kendi çalışanlarının ihtiyaçlarını veriler üzerinden değerlendirecek ve bu sorunlara yönelik kuruma özgü dönüşüm planları hazırlayacak.
KADINLARIN OMUZLARINDAKİ GÖRÜNMEYEN YÜK
Bakım emeği, çocukların yetiştirilmesinden yaşlı veya hasta aile üyelerinin bakımına, yemek ve temizlik gibi ev işlerinden günlük yaşamın sürdürülmesi için yapılan diğer işlere kadar uzanıyor. Bu işlerin önemli bir bölümü ücretsiz olarak ev içinde gerçekleştiriliyor. Kadınların bu sorumlulukları daha fazla üstlenmesi ise iş hayatına ayırabilecekleri zamanı, enerjiyi ve kariyer fırsatlarını doğrudan etkileyebiliyor.
Zihinsel iş yükü ise bu işleri fiilen yapmanın ötesinde, yapılması gerekenleri sürekli düşünmek, planlamak, hatırlamak ve takip etmek anlamına geliyor. Çocuğun okul ihtiyaçlarını önceden belirlemek, doktor randevusunu ayarlamak, evdeki eksikleri takip etmek veya yaşlı bir aile üyesinin bakımını organize etmek bu yükün örnekleri arasında yer alıyor. Bu sorumluluklar çoğu zaman tek bir iş gibi görünmese de kişinin zihnini sürekli meşgul ederek dinlenme zamanını ve çalışma hayatına ayırdığı enerjiyi azaltabiliyor.
Bakım sorumluluklarının kadınlar ve erkekler arasında eşit paylaşılmaması, kadınların işten ayrılmasına, çalışma saatlerini azaltmasına veya terfi fırsatlarını geri çevirmesine yol açabiliyor. Bu nedenle bakım eşitliği yalnızca ev içindeki işlerin paylaşılmasıyla sınırlı değil. İş yerlerinde çalışanların bakım ihtiyaçlarını gözeten politikaların geliştirilmesi ve kadınların kariyerlerini sürdürebilmeleri için uygun koşulların oluşturulması da bu yaklaşımın bir parçasını oluşturuyor.
ARAŞTIRMA KADINLARIN DAHA FAZLA YÜK ÜSTLENDİĞİNİ ORTAYA KOYDU
Özyeğin Üniversitesi’nin “Bakım Emeği ve Zihinsel İş Yükünün Beyaz Yakalı Çalışanlar Üzerindeki Etkisi” başlıklı araştırması, bakım sorumluluklarının kadınların çalışma yaşamındaki konumuna etkisini ortaya koydu.
Araştırmaya göre kadınlar bakım emeğinin yüzde 57’sini, erkekler ise yüzde 33’ünü üstleniyor. Zihinsel iş yükünde de benzer bir tablo görülüyor. Kadınların oranı yüzde 60, erkeklerin oranı ise yüzde 35 olarak belirtiliyor.
Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu, bakım sorumluluklarının kadınların kariyer kararlarına etkisi oldu. Evli ve çocuklu kadınların yüzde 15’i bakım sorumlulukları nedeniyle en az bir terfi teklifini reddettiğini belirtti. Kadınların yüzde 31’i, evli ve çocuklu kadınların ise yüzde 37’si bakım sorumlulukları nedeniyle işten ayrıldığını ifade etti.
Bu veriler, bakım sorumluluklarının yalnızca özel yaşamı ilgilendiren bir mesele olmadığını; kadınların mesleki gelişimini, iş hayatında kalıcılığını ve ekonomik bağımsızlığını da etkilediğini gösteriyor.
ŞİRKETLER KADIN ÇALIŞANLARIN İHTİYAÇLARINI VERİLERLE BELİRLEYECEK
Bakım Eşitliği Şirketler Ağı kapsamında şirketler, yaklaşık 12 ay sürecek bir dönüşüm programına katılacak. İlk aşamada kurumların mevcut politikaları ve uygulamaları incelenecek, çalışanların bakım sorumlulukları, zihinsel iş yükleri, kariyer deneyimleri ve fırsat eşitliğine ilişkin ihtiyaçları belirlenecek.
Anonim çalışan anketleri, mevcut verilerin incelenmesi, atölyeler ve odak grupları bu süreçte kullanılacak araçlar arasında bulunuyor. İhtiyaç duyan şirketler, Özyeğin Üniversitesi tarafından geliştirilen Bakım ve Zihin Yükü Analiz Aracı’ndan (Care & Mental Load – CML Kit) da yararlanabilecek.
Elde edilen bulgular doğrultusunda her şirket için öncelikli sorun alanları belirlenecek. Çalışanların bakım sorumluluklarını yönetmelerini kolaylaştıracak politikalar geliştirilecek; çalışanlara ve yöneticilere yönelik eğitimler düzenlenecek, yeni uygulamalar ve pilot projeler hayata geçirilecek.
Ağın ilk üyeleri arasında Boyner Grup, Coca-Cola İçecek, Fiba Grubu, Garanti BBVA ve TAV Havalimanları yer alıyor.
“BAKIM EŞİTLİĞİ KADINLARIN EKONOMİK YAŞAMA KATILIMI İÇİN TEMEL KOŞULLARDAN BİRİ”
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, bakım sorumluluklarının kadınlar üzerinde yoğunlaşmasının çalışma hayatına katılımı etkilediğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Ülkemizdeki veriler, bakım sorumluluğunun daha çok kadınlar üzerinde olduğunu gösteriyor. TÜİK verilerine göre, hanesinde 3 yaşın altında çocuğu bulunan 25-49 yaş grubundaki erkeklerin yüzde 91’i istihdamda iken, bu oran kadınlarda yalnızca yüzde 27.
Birçok kadın, eğitimli ve deneyimli olsa dahi, yeterli destek mekanizmaları olmadığı için çalışma hayatına hiç dahil olamıyor ya da çalışma hayatından erken kopuyor. Bakım eşitliği, kadınların ekonomik yaşama eşit katılımı için temel koşullardan biri.
Son Orta Vadeli Program’da bakımın çalışma hayatını ve ekonomik kalkınmayı doğrudan etkileyen bir alan olarak ele alınmasını ve bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına yönelik planlanan adımları bu açıdan kıymetli görüyoruz.
Çözüm tek bir aktörün sorumluluğunda değil. Bakım sorumluluğunun dengeli paylaşımı için kamunun nitelikli ve kurumsal bakım hizmetlerini güçlendirmesi, yerel yönetimlerin sahadaki veriden destek alarak erişilebilir hizmetleri yaygınlaştırması, iş dünyasının çalışanları için destek araçlarını devreye alması gerekli. Bakımın kadınların doğal sorumluluğu olduğu yönündeki toplumsal kalıpları ise hep birlikte dönüştürmeliyiz.
Ağ, şirketlerin kendi durumlarını veriye dayalı biçimde görmesine, çalışanlarının ihtiyaçlarına uygun politikalar geliştirmesine ve farklı deneyimlerden öğrenmesine destek oluyor. Bu sebeple biz de Ağ’ı bakım eşitliğini kültüre dönüştüren bir yapı olarak görüyoruz.
Özyeğin Üniversitesi’nin ölçüm ve araştırma birikimi ile TÜSİAD’ın iş dünyasında yaygınlaştırma ve politika önerisi geliştirme deneyimini bir araya getirerek bakım eşitliğini kurumsal uygulamalara dönüştürmeyi hedefliyoruz. Buradan iş dünyasını bu ağın bir parçası olmaya, kendi kurumlarında bakım eşitliğini ölçmeye ve somut adımlar atmaya davet ediyorum”
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren ve Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren
“KADINLARIN İŞTEN AYRILMASI İNSAN KAYNAĞI KAYBI ANLAMINA GELİYOR”
Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan da bakım eşitliğinin yalnızca kadın çalışanların yaşadığı bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınması açısından da önem taşıdığını vurguladı. Tan, şu ifadeleri kullandı:
“Bakım eşitliği, yalnızca kadınların çalışma hayatındaki konumuyla ya da çalışan deneyimiyle sınırlı bir konu değil; Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınma kapasitesini doğrudan ilgilendiren stratejik bir mesele. Bir kadının bakım sorumlulukları nedeniyle işinden ayrılması, yalnızca bireysel bir kariyer kaybı anlamına gelmiyor; kurumların yetişmiş insan kaynağını, Türkiye’nin ise eğitim ve deneyimle oluşturduğu insan sermayesinin önemli bir bölümünü kaybetmesi anlamına geliyor. Bu nedenle mesele yalnızca daha fazla kadının çalışma hayatına katılması değil, kadınların kariyerlerinin her aşamasında potansiyellerini ortaya koyabilmelerini ve bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesini sağlayabilmek.
Özyeğin Üniversitesi olarak ‘Global Etkisi Yüksek Girişimci Araştırma Üniversitesi’ vizyonumuz doğrultusunda, bilimsel bilginin toplumsal ve ekonomik değere dönüşmesini temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nı da bu anlayışın somut bir örneği olarak değerlendiriyoruz. Akademik araştırmanın ve verinin, iş dünyasının deneyimi ve uygulama gücüyle buluştuğu bu yapı sayesinde, bakım eşitliği konusunda yalnızca farkındalık yaratmayı değil, şirketlerin kendi gerçeklerinden hareketle ölçülebilir ve sürdürülebilir dönüşümler yaratmasına katkı sunmayı hedefliyoruz.
Bu ağın asıl başarısını, kaç şirketin bir araya geldiğiyle değil; daha fazla kadının çalışma hayatında kalması, kariyerinde ilerlemesi, kurumların insan kaynağını daha etkin değerlendirmesi ve bakım sorumluluklarının daha adil paylaşılması için somut değişimlerin hayata geçirilmesiyle değerlendireceğiz. Akademi ile iş dünyasının aynı masada ürettiği bu deneyimin zaman içinde daha geniş bir dönüşüme öncülük etmesini ve Türkiye’nin insan kaynağının tamamından daha güçlü biçimde yararlanmasına katkı sağlamasını önemsiyoruz”
Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan
BAKIM EŞİTLİĞİ ARAŞTIRMALARINA 300 BİN TL DESTEK
Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, şirketlerdeki uygulamaların yanı sıra bakım emeği ve bakım eşitliği alanındaki bilimsel araştırmaları da destekleyecek.
Bu kapsamda başlatılan Araştırma Destek Programı ile lisansüstü eğitimine devam eden veya yüksek lisans ya da doktora derecesini son beş yıl içinde tamamlamış erken kariyer araştırmacıların çalışmalarına destek verilecek. Seçici kurul tarafından belirlenecek iki araştırmanın her birine 150 bin TL olmak üzere toplam 300 bin TL kaynak ayrılacak.
Başvurular 11 Ekim 2026’da başlayacak ve 11 Aralık 2026 saat 23.59’a kadar devam edecek. Araştırma önerileri özgünlük, bilimsel katkı, yöntem, bakım emeği ve bakım eşitliğiyle ilişkisi, uygulanabilirlik ve etik kriterleri doğrultusunda değerlendirilecek. Sonuçların Şubat 2027’de düzenlenmesi planlanan Bakım Eşitliği Şirketler Ağı Zirvesi ve Bakım Eşitliği Konferansı’nda açıklanması bekleniyor.
Zeynep Çakır